menzil tarikatı

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> Menzil Tarikatı
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
şehadetaşkı
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 18 Ekm 2010
Mesajlar: 28

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 1 / 11  
 9%
MesajTarih: Pts Ekm 18, 2010 9:43 am    Mesaj konusu: menzil tarikatı Alıntıyla Cevap Gönder

En büyük Nakşi cemaati: Menzil

Anadolu'da Menzil cemaati, İstanbul Fatih'te İsmailağa cemaati farklı yorumları ile mürit sayısını her geçen yıl artırdı.

Nakşilik tarih boyunca Müceddidiye ve Halidiye olmak üzere iki ana kola ayrıldı. Nakşilik Osmanlı'ya ise Halidiye kolunun kurucusu olan, dergahı bugünkü Suriye'de bulunan Mevlana Halid Bağdadi'nin talebelerini İstanbul'a göndermesiyle girdi. Dolayısıyla Nakşilik Osmanlı'da İstanbul merkezli bir tarikat olarak ortaya çıktı. Ama yavaş yavaş da olsa İstanbul dışındaki Anadolu topraklarına da yayıldı. Cumhuriyetten sonra yer altına inen ve en kolay yayılanı kuşkusuz Nakşibendi tarikatı oldu. Tarikatın "ritüellerini gizli yapma", "bulunduğu topluma uyum sağlama", "günlük ekonomik, ticari ve sosyal hayatın içinde olma" gibi ilkeleri nedeniyle Nakşilik Anadolu'daki genişlemesini sürdürdü. Anadolu'daki Nakşi şeyhlerinin takva sahibi ve güvenilir gördükleri müritlerini "halife" olarak tayin etmelerinden dolayı tarikat Sünni İslam'ın egemen olduğu bütün köylerde taban buldu. Tarikatın özellikle yoksul ve darda olana yardım felsefesi, halk arasında destek bulmasına sebep oldu. Tarikatın Şeyh Mehmet Zahit Kotku'nun ölümünden sonraki kopuş sürecinde Anadolu'daki Nakşi merkezleri de sürece dahil oldu. Bunlar arasında Adıyaman merkezli cemaat öne çıktı. Başında Mehmet Raşit Erol'un bulunduğu cemaat dergahın kurulduğu yer olan Menzil adıyla ünlendi. Nakşi büyüklerinden biri olarak anılan babası Gavsi Bilvanisi Seyyit Abdulhakim Hüseyni'den "el alarak" dergahını kuran Mehmet Raşit Erol, yurtiçi ve yurtdışından kendisine aşırı ziyaretçi gelmesi üzerine 12 Eylül askeri yönetimi tarafından Gökçeada'ya sürüldü. Gökçeada'nın sağlığını bozması üzerine yine Konsey kararı ile Ankara'ya yerleşti. Sonra da tekrar Menzil'e döndü.
ÜLKÜCÜLERİN DERGÂHI
Menzil cemaatini öne çıkaran ve onu diğerlerinden ayıran başlıca özelliklerden birisi de Mehmet Raşit Erol'un "devlet yanlısı tutumu" oldu. Hatta bu tutum Menzil cemaatinin etkisinin Güneydoğu'dan çıkıp tüm Türkiye'ye yayılmasını sağladı. Özellikle 12 Eylül'de idamla yargılandıktan sonra afla serbest kalan bazı eski ülkücülerin de cemaate girmeleriyle, Menzilciler Orta Anadolu, Ege, Akdeniz, Marmara ve hatta Trakya bölgesinde de güçlendiler. Özellikle Alparslan Türkeş'e karşı bayrak açan Büyük Birlik Partisi lideri, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve eski Maraş Ülkü Ocakları Başkanı Ökkeş Kenger (Şendiler) gibi isimler Menzil Şeyhi Erol'un yakınındaki siyasi isimler oldular. Bu Ülkücü gruba rağmen Menzil cemaati, Turgut Özal'ın ölümünden sonra kendileriyle ilişki kuran Necmettin Erbakan'ın başında bulunduğu Refah Partisi'ne yöneldi. Ancak bugün cemaat AK Parti'ye destek veriyor.

TÜRBAN ÜNİVERSİTEDE
Menzil cemaatini önemli kılan bir diğer özellik ise bilgi edinmenin erkekler gibi kadına da farz olduğunu ileri sürmesi oldu. Hatta Türkiye'deki üniversitelerde bir anda başörtülü öğrenci sayısında patlama yaşanmasının bir nedeninin de bu tutum olduğu vurgulanır. Çünkü Erol'un 1982'de Afyon'da verdiği halka açık bir vaazda, "bir öğrenciyi yetiştirmek, yetmiş bin kişiyi sofu yapmaktan daha hayırlıdır. Cahilin sofisi de alimi de hüsranadır" sözleri, tarikat için bir ilahi emir olarak algılanır. Bu sözler üzerine de diğer Nakşi cemaatlerinden farklı olarak kız çocuklarının lise ve yüksekokullarda okumalarına izin verildi.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
şehadetaşkı
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 18 Ekm 2010
Mesajlar: 28

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 1 / 11  
 9%
MesajTarih: Pts Ekm 18, 2010 9:52 am    Mesaj konusu: Menzil cemaati hakkında bilgiler Alıntıyla Cevap Gönder

Menzil cemaati hakkında bilgiler

Seyda hazretleri (k.s.) sağlam bir itikad bilgi sinden sonra fıkıh kaidelerinin (ilmihal bilgileri) iyice öğrenilmesini tavsiye eder, bundan sonra Nakşibendi adabının tam olarak uygulanmasını isterdi.

Kendi uygulamalarında ve yaşantısında hiç bir zaman Sünnet-i Şerife ve Şeriat-ı Garra'ya aykırı en ufak bir hareketi görülmezdi. Bilhassa kadınlarla erkeklerin bir arada bulunarak çeşitli faaliyetlerde bulunmaları, sohbetleri gibi zamanımızda dikkat edilmeyen uygunsuz davranışlar üzerinde çok dururdu.

Bağlılarından bunlara dair istismar edici şikayetlerin gelmesi onu çok üzerdi. Bu zamana kadar tarikatın saf olarak korunması şeriat ve tarikat adabına tam olarak riayetten dolayı olduğunu sık sık tekrarlardı. Nakşibendi tarikatının iman ve ümmet-i Muhammede mensubiyetten sonra üçüncü büyük nimet olduğunu birçok sohbetlerinde anlatmışlardı: "Nakşibendi tarikati hakikî ve paha biçilmez bir tarikattir.

Bundan istifade edip gayeye ulaşmak ancak tarikata uymayan şeylerden kaçinmak, tarikatin yolundan gitmek ve ALLAH (c.c.)'a ulaşmaya hedef edinmekle mümkündür. Kurallarina uyulursa, görecegi istifadeyi hiçbir şeyde göremez. Bu, insani ALLAH'a götüren en kestirme ve emniyetli yoldur. Ancak hakiki Nakşibendi olabilmek için, insanin tarikat adabina, şartlarina ve talimatlarina göre hareket etmesi, dikkatli rabita yapmasi lazimdir. Bu öyle büyük bir tarikattir ki daha henüz girilmeden bile insanda degişiklikler olmaya başlar. ALLAH muhabbeti kalblere dolmaya başlar, dünyadan yüz çevrilir.

Fakat tarikata girildikten sonra bu haller kuvvetlenmeye başlar. Dünya sevgisi kesilir, eski cimrilik, nefret, kin ve düşmanlik hallerinin kalmadigi, eski davranişların terkedildiği gözlenir. Arkadaş çevresinin degiştigini görür, huyu farklilaşir, halim olur, sabir ehli olur. ALLAH (c.c.)'ın bahsedildigi sohbetler her şeyden tatli olur, taât ve ibadet hoş gelir.

Nakşibendi olduktan çok kisa bir süre sonra yüzünü ALLAH'a döndürür. Hatta bazilari samimi olarak şeyhinin elini tutup tevbe ettigi andan itibaren, adap ve talimat almadan ALLAH (c.c.) evliyalari arasina karişir. Nakşibendi Tarikatinda olanlar, mensub olmayanlara baktigi zaman onlarin helal-haram demeksizin önlerine ne gelirse, hoşlarina ne giderse, almakta ve yapmakta olduklarim görüp fikih ve tarikattan haberleri olmadigini görüyor. Fakat tarikata girince, bunlan farkediyor, dikkat etmeye başliyor. Rabbine karşi vermiş oldugu söze:

"Ya Rabbi, ben pişmanim, yaptigim bütün günahlardan nadimim. Keşke yapmasaydim, inşaALLAH bir daha yapmayacagini "

ahdine sadik kalarak ALLAH (c.c.) Teala'nin dostlugunu gözetir. ALLAHu Teala'yla dostluk ise insani şeytanin şerrinden mutlak korur; zira tarikat-i aliyye'ye intisab eden kimse devamli zikirle meşgul oldugundan şeytan ona yaklaşamaz."

Seyda hazretleri (k.s.) hakkinda en çok sarfedilen sözlerden birisi: "Niçin sohbet yapmiyor?" .idi. Hemen her zaman duyulan bu itham tam olarak gerçekleri yansıtmıyordu. İrşadının başlangıcından beri çevresinde bulunanların şehadetine göre ilk yıllarda akşam ile yatsı namazları arasında mazaretleri dışında cemaate düzenli olarak sohbette bulunurdu.

Bu durum ziyaretçilerin akın akın gelip, akşam namazından saatler sonrasına kadar süren tevbe ve tarikat telkinine kadar devam etmiştir. Şeyda hazretleri bundan sonra sohbet etmeye zaman bulamamıştır. Ancak özel durumlar veya seyahatlerde uygun anlarda nadiren sohbette bulunmuşlardır. Zaten kendiside daha Önceleri sohbetin zahiri sözlerinin değil manevi tasarruf gücünün Önemli olduğunu; esas gücün mürşid-i kamilin meclisteki cemaate tasarrufatıyla ortaya çıktığını söylemişti. Zahiri sözle tesir olsaydı vaiz ve hocaların kalabalık camilerdeki halka hitaplarının etkili olması gerektiğinden bahsederek şu şekilde buyurmuşlardı: "Sohbet bir eğlencedir.

Nasıl ki üç-dört yaşındaki çocukları lafla eğlendirirler, mükafatlandırırlar veya kandırırlar ise sohbette büyükleri cennetten bahsedip neşelendirmek, cehennemden bahsedip korkutmak içindir. Salikleri başlangiçta tarikata aliştirmak için sohbet yapilir. Esasta, hakiki Nakşibendi tarikatinda sohbet yoktu, sonralari bir rükün mesabesinde olan sohbete Sadati Nakşibendi çok fazla kiymet vermemişlerdir.

Irşad sohbetle degil manevi tasarruf iledir, Şayet irşad sohbetle olsaydi, binlerce vaiz, hatip ve konuşmasi güzel kimselerin birer mürşid olup irşad makaminda oturmalari icab ederdi. Tam tersine, Gavsi Hizani gibi zatlarin çok az sohbetle çok geniş kitleleri irşad etmeleri irşadin zahiri sözle degil, batini olan manevî tasarrufla oldugunun işaretidir. Sohbet ise manevî tasarrufa zemin hazirlayan, talipte alma gücünü kuvvetlendiren bir araçtir.

Zaten bu zamanın insanlarını sadatın himmeti ve manevî tasarrufu olmadan düzeltmek çok zordur. Çünkü fesad çoğalmış, her tarafı zorluk ve günahlar sarmıştır. İnsanın bunlara karşı direnme gücü olmadığı için Nakşibendiyye tasarrufu ve himmeti olmaksızın ALLAH'ın yolunu tutmak mümkün olmaz. Eskiden insana nefs ve şeytan düşman iken şimdi bütün alem insanın dinine ve imanına düşman olmuştur.

Bunlarla ancak Nakşibendi silsilesinin himmeti ve manevi kuvveliyle mücadele edebilir. İsteklilerin Nakşibendî Tarikatı Pakistan'da, Hindistan'da, Yernen'de bile olsa hiç durmadan oralara koşup tarikata intisap etmeleri icab ederdi. ALLAH dostluğunu kazanmak isteyenleri bu tarikatın ne kadar faydalı olduğunu çok iyi bilirler. Nakşibendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye ALLAH'ın rızasını kazanmaktır.

Peygamberin (s.a.v.) şeriatına tam ittiba ederek şu husus bilinmelidir; mak-sud tarikat değil ALLAH'ın zatı, ALLAH'ın dostluğudur. ALLAH'ın rızası kazanılınca insanda hiçbir noksanlık kalmaz, dünya ve ahiretin iyikleri ona verilir. Dünyadaki mükafatlardan daha önemlisi ahiret hayatındaki güzelliklerdir; ebedi olarak rahat, huzur, saattet ve nihayet Cemalullah'a kavuşmaktır."

Seyda hazretleri Nakşibendi tarikatinin başlangicinin Hz. Ebubekir Siddik (r.a.) hazretlerine dayandigini, onun da bu yolun adab ve talimatini Hz. Resulul-ah'tan talim ettigini söylemiş ve şöyle anlatmiştir:

"Bu öyle bir tariktir ki insanın amelinde riyanın eseri bile bulunmaz. Zira yapılan görevler kişinin kendisi ile Rabbi arasında kalır, hiç kimse sırrına vakıf olamaz, hatta ALLAHu Teala'nın meleklerinin bile, haberi olmaz. Sevap yazmakla görevli olan meleğin haberi olmadığı için yapılan amelleri hesap defterine geçiremezler. O ALLAH'ın ilminde ve emanetinde kalan gizli bir mal olduğu için varlık duygusuna yol açmaz, hayırları batıl etmez. Ancak kıyamette Alemlerin Rabbi açıkladığı zaman bilinir.

Gavs hazretlerinin cahil, ilimden nasipsiz bir müridi vardı. Bir gün Gavs hazretlerine: "Kurban, kalben zikir yaptığım zaman melekler yazmıyorlar. Fakat sesli zikir yapıp salavat getirdiğimde meleklerin yazı yazarken kalemlerinin sesini duyuyorum. Tekrar kalben zikire geçtiğimde sesleri duyamıyorum." dedi.

Bunu saflığından, bilmediğinden söylüyordu. Gavs hazretleri: "Doğrudur, kalpten yaptığın gizli zikri ALLAHu Teala'nın melekleri yazmazlar. İnsanın ağzından çıkmayana kadar onlar yazmazlar, fakat yapılan zikirde melekler yazmadı diye kaybolmaz. Kıyamete kadar ALLAHu Teala'nın yanında emanette kalır." buyurdular.

Nakşibendi de esas insanın kalbidir. Yapılacak zikirse onun ıslahıdır, kalbin çalışması içindir. Çalışmaya başlayan kalb aynen saate benzer, sahibi başka işlerle meşgul olsa bile o saat gibi çalışmasına devam eder. Çalışmıyorsa da sahibine fayda temin etmez. Aynı zamanda kalbi çalışanın durumu, dükkanı dolu olup kazancı çok olana benzer ki çalışmaya başlıyan kalbi, her vakit devamlı olarak ALLAH'ın zikriyle meşgul eder.

Bir saniye, bir dakika bile boş durup gafil olmaz. Halbuki boş olanın durumu da dükkanı boş olana benzer. Kalbi bir dakika zikrederse geri zamanı boş geçer, haliyle kendisine de bir dakikalık zikir yazılır. Radyo evi çalıştığı zarnan nasıl açılan her radyodan ses çıkarsa, çalışmadığı zaman akşama kadar radyoyu açık bıraksan ses gelmezse, vücudun radyoevi olan kalb ALLAH'ın zikrini yaptığında bütün vücutta onunla zikreder.

Şayet kalb ölüyse tüm vücutta ölüdür. Bu tarikatta zikirlerin hepsi hafidir (gizlidir), aleni (açıktan) hiçbir şey yoktur. Vird, Rabıta, Teveccüh, Hatme ve diğer zikirlerin hepsi gizlidir, insanın Rabbi ve kendisi arasındadır. Tarikatı Nakşibendide mürid tevbe alıp intisab edince Alemlerin Rabbi mürşidin ervahından bir tane halkeder.

O devamlı müridle olur, kalbine tasarrufta bulunur. İsterse milyonlarca mürid bulunsun ALLAHu Teala o kadar ervah yaratır. Bu Alemlerin Rabbi için zor değildir. ALLAHu Teala dostları olan Sadat-ı Nakşibendi için binlerce, hatta onbinlerce ervah yaratır ve böylece tasarrufta bulunmalarına izin verir. Mürşid-i kamil Cenab-ı Hakkın izniyle ve yardımıyla ervahı vasıtasiyle müridin durumundan haberdar olur.

Günah işlemeye yellenmez, namaz vakti uykudan uyanama-yınca şeytan musallat olunca ALLAHu Teala'nın bildir-mesiyle müridi görür, ikaz eder ve mani olur.

Buraya kadar sayılan sebeblerden dolayı ve günahlardan sakınıldığı, halkın menfaat gördüğü ve onunla ALLAH'ın yoluna girilip talibinin çok olması dolayısıyla Nakşibendi Tarikatına devamlı hücum edilmektedir.

Bal arısı nasıl tatlıya konuyorsa, tabiatıyla bu tarikata da saldırı olacaktır. Fakat şu ana kadar eksilme olmadan sürmüştür ve sürecektir. Tarikatı Nakşibendiye hakkında Şeyda Hazretle-ri'nin zaman zaman belirtmiş olduğu görüşlerini aktardıktan sonra bu yolu talebedenlerden uyulması istenen edeblerden kısaca bahsetmek istiyoruz.

Zira tarikatın anası edebdir, insan ALLAH-u Teala'ya ancak edeble erişir, erişemeyende edebi terkettiğinden erişemez, bilinen sözdür: "Vusulsuzlük, usulsüzlüktendir (erişememek, kuralsızlıktandır.)" denmiştir. Bundan dolayı tarikata giren bir talibin aşağıda sayılan adaba uygun hareket etmesi menfaati icabıdır: Tarikatten gaye kendi nefsini ıslah etmek ve ihla-sı kazanmak içni Muhabbetullahı tahsil etmektir. Bu işin temeli ise MUHABBET VE GAYRET'tir.

Şah-i Nakşibend (k.s.) hazretlerinin açikladigi gibi bu yolda kemâl derecesine erişmek için bütün vaciplere uyulacak, bid'atlardan, ruhsatlardan kaçinarak haram ve mekruhlardan sakınılacaktir. Bu tarîk batil ve şeriate muhalif saçma sapan sözlerden uzaktir. Eğer şeriat hududu tesbit edilmemiş olsaydı,.nefs ve şeytanin bizi aldatacagi muhakkakti.

Lakin şeriatin hududuna tecavüz etmek muhabbet ve gayrete ziddir. Bu nedenle şeriat hududunu aşmak veballerin enbüyügüdür. Şeriatin emirleri oldugu gibi tarikatin da adaplari vardir. Bu kurallara uymak lazimdir. Batil şeyler ihdas edip asliyette olmayan bid'atlari çikarmak en büyük ahlaksizlik ve en büyük adapsizliktir.

Her şeyin bir kanunu bir nizami vardir.

*Tarikâtında kanunu vardır. Tarikat edep erkandır.
*Sofi edepli olmalıdır. Tasarrufa şekle degil, edeple erişilir.
*Aksi haller kalbe zararlıdır.
*Dergaha ziyarete gelenler Şeyh hazretlerinin elini incitmeden yumuşakça tutmali ve incitmemelidir.
*îlk gelişte ve dönüşte olmak üzere ancak iki kez elini öpmelidir. Aksi haller kalbe zararl
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
şehadetaşkı
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 18 Ekm 2010
Mesajlar: 28

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 1 / 11  
 9%
MesajTarih: Pts Ekm 18, 2010 10:04 am    Mesaj konusu: menzil şeyhleri Alıntıyla Cevap Gönder



MENZİL ŞEYHİ (MUHAMMED RAŞİT EROL SEYYİD MUHAMMED RAŞİT EROL (MENZİL ŞEYHİ) (1930) - (1993)




seyyid abdulbaki hazretleri (yukarıda resimleri verilen şeyh muhammed raşid hazretlerinini kardeşi olup şu an menzil tarikatının murşididir)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
umutubay
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 03 Ekm 2009
Mesajlar: 38

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 11 / 11  
 100%
MesajTarih: Pts Ekm 18, 2010 11:39 am    Mesaj konusu: allah rahzı olsun Alıntıyla Cevap Gönder

konu gercekden cok guselmıs senınde yazdıgın gıbı kalbe ıtap eder menzıl cematı
gavsımızın elını tutup tobe alan bı ınsan gavsımızın hımayesı altında olur
oo sofı yanlıs bır sey yapsada bır muhdet sonra tekrar dogru yolu bulur
onemlı olan tasavvuf ehlı bırı olmakdır ıkı tane kısa anlatıyım
sofılerden bırı hızmet ıcınbır gul bahcesını temızleyeme gıder 5 6 tane sofı gul bahcesını temızlıcekdır vee baslarında yetkılıde haydı temızleyın gul bahcesını der baslarlar temızleyeme ve bır tanesı aglamaya baslar tam otları koparacakken aglarr dıgerlerı anlamaz adam aglar ve yetkılı gelır sofı nıe aglıyorsun derr adamda duygumuyrosun toprakdakı otlar ALLAH ALLAH DIE ZIKIR EDERLER
ısde tasavvuf eglı bırı bole olmadır oo yetkılde duyar aglar
sonra mımar sınanın yapmıs oldugu bır camıı mımar sınan camıı bıtıtr selımıye veya baska bır camıı ısmını unuttum sonraa ozmanın padısahıda mımar sınana avrupalı hukumdardar buyuk bır mermer gonderdıler bunuda camınn kıblye bakan tarafına koymamısı ıstedıler der mımar sınanda efendım padısahım bu mermerı buraya koyamam der padısahda ısrar eder sonra mımar sınan ıstersnız kellemı koparın bunu koymam der mımar sınan memrerı ortadan ıkıye kırdırr ve ıcınden hrıstıyanların hac ı cıkar
ve oo hac ı ayak basılan paspasın oldugu yere koyalrar yetkılı gorur ve utanarak cıkar cmıden
mımar sınan nerden bılıyrodu oo mermerın ıcınde hacı oldugunu
ıste tasavvuf eglı bır ınsn olunca bır sofı anlıyor
arkadaslar yazılarda yanlıslarım olabılır k. bakmayın
_________________
İNSANLAR NİYETLERİNE GORE IYI VEYA BOZUK OLURLAR

( GAVSI SANİ HZ)
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
RÜMEYSA
VİP ÖZEL ÜYE
<b>VİP ÖZEL ÜYE</b>


Kayıt: 16 Ksm 2008
Mesajlar: 8488

Durum: Çevrimdışı

Level : 61
HP: 6924 / 17754  
 39%
MP: 0 / 8476  
 0%
EXP: 269 / 420  
 64%
MesajTarih: Pts Ekm 18, 2010 1:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Allah razıolsun kardeşim faideli bilgilerdi.Az da olsa fikir sahibi olduk inşallah.

Rabbim inşallah bizlere fıkıh ilmini lutfeylesin.Amin.

Umutubay kardeşim anlattığın menkıbelerde çok hoştu Allah razıolsun Wink

_________________
ÇIKTIK YOLA BİR KERE, DÖNÜŞ YOK GAYRI!...SEN KES YOLUMU! SANA ULAŞSIN ÇIKTIĞIM TÜM YOLLAR...


Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
GÜLSAHH
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 21 Ksm 2010
Mesajlar: 28

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 1 / 11  
 9%
MesajTarih: Pts Ksm 22, 2010 10:30 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

rüyamda gördüğüm zaatın biri buydu diğeri ise biraz toplu bir zaattı
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
El-AkSa_MuCaHiD
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 18 Ksm 2012
Mesajlar: 33

Durum: Çevrimdışı

Level : 4
HP: 0 / 61  
 0%
MP: 29 / 29  
 100%
EXP: 6 / 11  
 54%
MesajTarih: Prş Ksm 22, 2012 2:28 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder



Gavs-ı Bilvanis Hz. ve Şeyh Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hz.
Videonun ortalarına Dogru Görebilirsiniz...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Menzil Gülleri
SÜPER ÜYE
<b>SÜPER ÜYE</b>


Kayıt: 27 Ekm 2010
Mesajlar: 1587

Durum: Çevrimdışı

Level : 33
HP: 328 / 2982  
 11%
MP: 1424 / 1424  
 100%
EXP: 92 / 117  
 78%
MesajTarih: Prş Ksm 22, 2012 12:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

GÜLSAHH yazmış:
rüyamda gördüğüm zaatın biri buydu diğeri ise biraz toplu bir zaattı


Ne güzel bir rüya görmüsunuz seyda Hz sizi çağırıyor insAllah kurtuluşa ermislerden oluruz selam ve dua ile
_________________


Sofilik Ateşten Gömlektir Giyebilene Aşk olsun ....


Bir ışık sun Yarab bize gönlümüze nurlar dolsun
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
denge
ÜYE
<b>ÜYE </b>


Kayıt: 05 Nis 2012
Mesajlar: 43

Durum: Çevrimdışı

Level : 5
HP: 0 / 81  
 0%
MP: 38 / 38  
 100%
EXP: 5 / 13  
 38%
MesajTarih: Çrş Nis 03, 2013 3:55 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

tarikatlerin hepsi haktır. en güzeli de birbirleri ile olan güzel ilişkileridir.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
MeDiNe
VİP ÖZEL ÜYE
<b>VİP ÖZEL ÜYE</b>


Kayıt: 21 May 2008
Mesajlar: 9232
Konum: istanbul
Durum: Çevrimdışı

Level : 63
HP: 7683 / 19700  
 39%
MP: 0 / 9406  
 0%
EXP: 157 / 454  
 34%
MesajTarih: Çrş Nis 03, 2013 10:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

denge yazmış:
tarikatlerin hepsi haktır. en güzeli de birbirleri ile olan güzel ilişkileridir.


çok dogru demıssın kardeşim Rabbım razı olsun Smil

hepimizin yolu guzell ve varısımız aynı yere oldugunu hıc bır zaman unutmamalıyızz Smil

_________________
Kalbimin söylediklerini kalbin duysun isterdim
Dlimin duasına sözlerinle amin ol isterdim..
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    SEYF-İSLAM FORUM Forum Ana Sayfa -> Menzil Tarikatı Tüm zamanlar GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Konular
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok menzil yaşanmış hikaye -okumadan geçm... menzil yolu Menzil Tarikatı 3 Cum Arl 07, 2012 4:08 pm Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok menzil tarikatı {-ömer-} Menzil Tarikatı 14 Prş Ksm 29, 2012 9:57 am Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Kastamonu menzil vekili gokhanonat Menzil Tarikatı 4 Çrş Ksm 07, 2012 5:49 pm Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Belcika'da menzil tarikati vekili SERZAKİR Menzil Tarikatı 4 Çrş Ksm 07, 2012 2:19 am Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok İngiltere de menzil tarikati vekili Sessizz Menzil Tarikatı 7 Sal Tem 31, 2012 10:19 am Son Mesajı Görüntüle